25 Mayıs 2009 Pazartesi

24 mayıs akşamı


Kaç kişi anlattı, kaç kadın tanımladı, içinde büyüttü, yaşattı, evirdi çevirdi, tuzaklar kurdu, kabuğu çatlatmaya çalıştı, kaç kadın bilemedim, ama ürktüm, geri adım attım, tuttum kendimi denize attım.

Büyüdüm, küçüldüm, daldım, çıktım, parmaklarının uçlarında yeniden doğdum.

Git istedim, kokunu hapsettim, hayaletini dolaştırdım zincirlerle odalarımda. Eşleştirdim, sonra ayırdım, parçalarını içime gömdüm. Bilmek istemedim sonrayı, endişeleri uyanıklıklarımda yaşadım, uykularımda romanlar yazdım, içimdekiyle dışımdaki kahramanları çarpıştırdım. Ortaya seni çıkarttım.

Uyandım, derin uykulardan, sana uyanmışım kendime uyanmak isterken. Derin çizgilerini gördüm, içerden, dışarı. Kahramanları olmayan çizgilerini. Kısa hikâyeler yazdım yüzüne, kalbimdeki çizgilerle. . Yüzün kalbime dokundu, kalbime ruhun dokundu. Vazgeçişlerle büyüttüm seni bir gecede, ağır yaşanmışlıklarla ektim seni topraklarıma. Sularını istedim çiçeklerim için, damla damla verdin, her damlada bir gonca açtı. Her goncayı ayrı sakladım.

O gecenin sabahında, o kahvenin sohbetinde, o uykudan uyanışımda seni çok sevdim…

Sen bilmedin, ben gemiyi en son terk ettim

Küçük bir kediyim ben kucağına tırmanmaya çalışan, itme, tırmanışımda bir sebep vardır! Okşa, halimi, hatırımı sor, birkaç cümle bırak, unutulsun, kaybolsun.

Beklemeyeni bekletme, bekleyeni söndürerek…